Halılar
Halılar
Halılar
Halılar
Halı sanatı, Orta Asya’da Türklerin yaşadığı bölgelerde ortaya çıkmıştır. Bilinen en eski halı Altaylarda pazırık kurganlarında bulunan ve M.Ö 5. ve 3. yüzyılda tarihlenen Pazırık halısıdır. Daima Türklerin yaşadığı bölgelerde ortaya çıkan halının tarihi, sıkı sıkıya Türklere bağlı olarak gelişmiştir. Büyük Selçuklularla önce İslam alemine daha sonra bütün dünyaya yayılmıştır. Halı dünya medeniyetine Türklerin bir armağanıdır.
Türklerin Anadoluya gelmesinden sonra ise halı sanatında düzenli ve sürekli bir gelişme olmuştur. Büyük Selçuklulardan günümüze halı kalmamıştır. Anadolu Selçuklulardan kalan Konya halıları ise günümüzde halı sanatının en önemli örnekleri olup 20.yy.a kadar gelişen halı sanatının temelini oluşturur. 13.yüzyılda Anadolu Selçuklu halıları büyük taban halıları olup en önemli özelliği kalın kenar bordürlerindeki iri kufi hatlı yazılardır.
Anadolu Selçukluları ile başlayan ve beylikler devrinde de devam eden halılarda ise iri, stilize hayvan figürleri görülür. 13.- 14. Yüzyıllarda görülen hayvan figürlü halılardan günümüzde az sayıda örnek bulunmaktadır. 15.yüzyılda Erken Devir Osmanlı halıları görülmeye başlar. Bunlar büyük boyutlu halılardır. Zeminlerde kendi içerisinden gelişen geometrik motifler bulunur. Batı Anadolu da Uşak ve çevresinde dokunurlar.
16.yy Osmanlı imparatorluğunun en parlak dönemidir. Bu yüzyılda halı sanatı da en parlak devrini yaşamıştır. İstanbul ve Bursa da ki saray atölyelerinde ipek ve çok kaliteli yünden saray halıları ve saray seccadeleri dokunmuştur. 16. Yüzyıl da madalyonlu, yıldız madalyonlu uşak halıları dokunmaya başlanmıştır. Uşak halıları, kuşlu uşak halıları gibi çeşitlenmelerle 18.yy.da Bergama halıları görülmeye başlanır. Bunlar geometrik motifli büyük halılar ile seccade şeklinde küçük halılardır. 16. yüzyıldan günümüze kadar dokunduğu yerin adı ile anılan seccade ve taban halıları görülür. Bunlar Anadolunun halı dokumacılığında ne kadar zengin olduğunu gösteren örneklerdir. Çanakkale, Bergama, Uşak, Gördes, Kula, Milas, Ladik, Konya, Kayseri, Taşpınar, Avanos, Kırşehir, Mucur ve Doğu Anadolu da birçok yörede yüzyıllardır halı dokunmaktadır.
Anadolu da camilerimize halı bağışlamak geleneği vardır. Üzerinde namaz kılınırken oluşan sevaptan halıyı bağışlayanında nasipleneceği umulmaktadır. Bu bir vakıf geleneğidir. Vakıf şartları gereği camiye hediye edilen halı bir daha camiden çıkarılamayacağı için yüzyıllardır biriken halılar eski eser özelliği kazanmışlardır. Günümüzde çok sayıda eski esere sahip olmamız vakıf anlayışı sayesinde olmuştur. Bu halıların sorumlusu olan vakıflar Genel Müdürlüğü, Ata yadigarı halılarımızı yaşatmak ve gelecek nesillere aktarmak için müzeler kurmakta ve eserlerimizi sergilemektedir.