Hat ve El Yazması Eserleri
Hat ve El Yazması Eserleri
Hat ve El Yazması Eserleri
Hat ve El Yazması Eserleri

Orijinalinde şeyhin özel kullanımına ait diğer iki odadan ilki Yazma Eserler Salonu’dur. Bu salonda Beylikler döneminden Osmanlı dönemine kadar uzanan bir zaman aralığına sahip Kur’an-ı Kerim’lerin yanı sıra ayet, hadis ve şiirlerin yazılı olduğu hat levhalar bulunmaktadır.
Hat kelime anlamı olarak bir noktadan bir noktaya uzatılan çizgi anlamında kullanılan ‘’ hat’ın, güzel yazı olarak tanımlanması ise M.S. 7.yüzyıllara rastlar. Özellikle Arap dünyasında 6. Yüzyılda sözlü edebiyatın oldukça yaygın olması yazının daha geç gelişmesine neden olmuştur. Edebiyatın altın çağı olan 6. Yüzyılda her türlü sanat etkinliği söz ve geleneklere dayanmaktadır. 7. yüzyılda Kuran-ı Kerim önce sözlü olarak halk arasında yayılır daha sonra ise yazıya aktarılır. İslamiyetin yayılması ve Kuran-ı Kerim’in hiçbir değişikliğe uğramadan büyük kitlelere aktarılması amacıyla yazılan ilk Kuranlarda ‘’Makıli’’ denilen bir hat türü kullanılmıştır.
Kitap yazmacılığının asıl geliştiği dönem ise 10.yüzyıldır. Hat sanatının kısa bir sürede yayılıp gelişmesinde islam dininin önemli bir payı vardır. Dönemin önemli hattatlarından biri Hz. Ali bin Ebu Talip’tir. Bu dönemden başlayarak güzel yazı yazma bir sanat haline gelmiştir. Erken devirde celi, tomar, sülüseyn ve sülüs en önemli yazı türleridir. Emevi ve Abbasi dönemine kadar bu yazı türleri kullanılmış ve bu arada Kufi yazıda varlığını sürdürmüştür. Selçuklular Dönemine gelindiğinde kaliteli bir hat sanatının alt yapısının miras alındığı görülür. 12. Yüzyıldan başlayarak değişik türde el yazıları yazma eserlerde, kitabelerde önemli bir yer tutmaya başlamış ve en çok kullanılan yazı türü nesih olmuştur. Kufi yazının durağan yatay çizgileri yerlerini kavisler bırakmış, kalın dikey çizgiler ince ve uzun zarif bir hal almıştır.
Selçuklular döneminden mimariye bağlı hat sanatı dışında elimizde pek fazla örnek olmasa da, çini, ahşap, maden ve dokumada hat örnekleri mevcut olup, kufi yazının egemen olduğu süslemeler çoğunluktadır. 13.yüzyıl da Kuran yazılarında nesih ve kufi karışımı kompozisyonlar oluşturulmuş, biri başlıkta kullanılırken, diğeri metinde kullanılmıştır. Dini konuları işleyen el yazması eserlerde genellikle talik yazı tercih edilirken, küçük boyutlu keramik eserlerde akıcı bir nesih yazı dikkati çeker, büyük boyutlu kabartmalı çinilerde büyük ve üsluplaştırılmış yazılar tercih edilmiştir. Çini kitabeler, sülüs, talik ve muhakkak yazı türleri ayrı ayrı frizlerde kullanılmıştır.
Hat sanatında kullanılan başlıca yazı türleri; Kufi, nesih, sülüs, muhakkak, reyhani, tevkii, rika, taliktir. Vakfiye emlak defterleri ve şeriyye sicillerinde Fatih Döneminden itibaren’’ siyakat’’ denilen okunması zor bir yazı türü kullanılmıştır.
Hat sanatı 15-17. Yüzyıl da Osmanlı sarayının himayesinde büyük bir gelişme gösterir. Kuran yazımında önceki gelenekler sürdürülürken, pozitif bilimleri içeren kitaplarda ‘’Zülfü Aruz’’ denilen yeni bir tür kullanılmıştır.
Tüm İslam sanatında olduğu gibi Osmanlılarda da hat sanatı diğer sanat dallarından üstün tutulmuş ve hat sanatçıları büyük saygınlık kazanmıştır. Bunun başlıca nedeni, Kuran’ın en iyi şekilde yazılarak çoğaltılması olabileceği gibi Arap harflerinin başta, ortada ve sonda yazılabilmeleri sonucunda hattata sundukları değişik alternatiflerin ortaya çıkardığı estetik imkanların fazlalığıdır.
15.yüzyılın ikinci yarısında hat sanatında büyük bir değişim yaşanır. Bu dönemde yetişen 2. Bayezıt’e yazı dersleri veren Şeyh Hamdullah hat sanatına yeni yorumlar getirir. 16.yüzyıl da Kanuni döneminin en önemli hattatı ise Ahmet Karahisari’dir. 17.yüzyıl da ise Hafız Osman’dır. Tuğra biçimli yazıları ve hat albümleri ile ünlenen padişah ise 3. Ahmed’tir. 18.yüzyıl da yetişen önemli bir hattatımız Mustafa Rakım’dır. Onun öğrencisi olan bugün birçok cami ve koleksiyonları yaptığı levhalarıyla süsleyen Sultan ikinci Mahmut’tur.
19.yy ve daha sonra Cumhuriyet döneminde varlığı sürdüren hat sanatı bir dönem kesintiye uğramışsa da, güzel yazı geleneği günümüzde de birçok özel kurum ve kuruluşlar aracılığıyla yetişen usta ve öğrenciler eliyle sürdürülmektedir.