Tarihçe

Vakıflar Genel Müdürlüğü, bünyesindeki Vakıf Kültür Varlıklarını koruma amaçlı belirli restorasyon süreçlerinden sonra modern müzecilik anlayışıyla toplumun hizmetine sunmaktadır. İlk hedefi “her Bölge Müdürlüğü’ne bir Vakıf Müzesi” olan bu düşüncenin Gaziantep’teki ürünü olarak ortaya çıkan Gaziantep Mevlevihanesi Vakıf Müzesi inşa edildiği tarihten itibaren şehrin yaşantısında kazandığı önemi bu yeni işleviyle yeniden elde etmiştir.
1638 yılında inşa edilen Antep Mevlevihanesi ile ilgili pek çok tarihsel kaynak bulunmaktadır. Bunlarda en önemlileri iki vakfiyesi ve iki kitabesidir.
Mustafa Ağa bin Yusuf Vakfiyesi’ne göre yapı topluluğunun banisi Antep Sancak Beyi Mustafa Ağa bin Yusuf’tur. Baninin, “şeyhin oturması için bir büyük oda, semahane, mescit, dervişler için dokuz oda, bir havuz, meyveli ve meyvesiz bir bahçe” bulunan bir hankah yaptırdığı belirtilen vakfiyede Mevlevihane’ye gelir getirmesi amacıyla tekkenin dışında bir bahçe, yirmi dükkan, bir ahır, un kapanı, boyahaneler, han ve Buğday Arastası’nı vakfedildiği belirtilmektedir.
Mevlevihane’nin bilinen üç kitabesinden günümüze ikisi gelebilmiştir. Semahane kapısı üzerindeki altı satırlık kitabede Mevlevi dervişlerin ibadeti için Mustafa Ağa tarafından yapıldığı yazılı olan 1048 (M. 1638) tarihli bir Farsça inşa kitabesi yer alır.

“Dinle neyi çünkü hikayet ediyor.”

Mesnevi’nin bu ilk, kitabenin ise son dizesinin Ebced hesabıyla yapım tarihi olan 1048’i (M. 1638) vermesi oldukça ilginçtir.
Mevlevihane’nin yapımından kısa bir süre sonra Antep’e gelen Evliya Çelebi de yapı topluluğuyla ilgili önemli bilgiler aktarır:

“… Amma hepsinden iyisi ve süslüsü imaretinde nimeti çok, güzel yapılı Mevlevihane Tekkesi’dir. Türkmen Ağası Mustafâ Ağa binâ edip Sultan 4. Murat’ın silahtarı Mustafa Paşa’ya hibe eyledi. Gâyet sağlam bir bina olup kubbesi yüksektir. Etrafında kırk elli fukara için hücreler bulunmaktadır. Mermer döşeli kameriyeli havuzları ve bunların üzerinde avize gibi üzüm salkımları bulunmaktadır. Dört yanında ağaçlı, çiçekli yollardaki çiçek kokuları insanı mest eder. Mevlana ayinlerinde neyzenler neva ve uşşaktan fasıl yaparlarken kuşlar da buna nazireler yaparak canlara can katarlar…”

L biçimindeki duvarın güneyinde günümüze gelememiş olan 1886 tarihli kitabeden hankahın bugün müze olan kısımlarının yeniden yaptırıldığı anlaşılmaktadır.
Antep Mevlevihanesi, 1925 yılında kapatılınca Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün yönetimine geçmiştir. Ana avluda kalan semahane, mescit ve derviş hücreleri Tekke Camisi’ne dönüştürülmüştür. L biçiminde bir duvarın ayırdığı batıdaki iç avluda kalan şeyh evi de İstiklal İlkokulu olarak kullanılmıştır.
Antep Mevlevihanesi, Kilis Mevlevihanesi (1525) ve Halep Mevlevihanesi (1530’lar) ile belirgin tipolojik benzerlikler barındırırlar. Halep ve Kilis Mevlevihanelerinin semahaneleriyle oldukça belirli bir “işlev-tasarım etkileşimi”ne sahip olarak inşa edilmişlerdir. Evliya Çelebi’nin bile “benzeri meğerki Halep’te ola” diyerek bu benzerliğe değinmesi oldukça ilginçtir. L biçimindeki dört serbest desteğin taşıdığı kubbe ile çevresindeki dört yöndeki yatay atkıların örttüğü kare planlı, merkezi şema her üç yapıda da aynıdır.
Gaziantep Mevlevihanesi, avlusundaki üç kapısıyla halk tarafından yoğun olarak kullanılan bir kamusal alan olma özelliğini de yansıtır. Mevlevihane’de Şeyh evinin, mescit ve son cemaat yerinin üstüne getirecek biçimde büyük inşa edildiği 1886 tarihli onarımda iç avlunun ana avludan bir duvarla ayrılması da yukarıda sözü edilen ilgiden kaynaklanmaktadır.
Bu tarihten sonra Mevlevihane’nin en anıtsal birimi, biri üç diğeri iki katlı olan ve günümüzde müzeyi meydana getiren bu yapılardır. Yapılar, Cumhuriyet Dönemi Gaziantep’in ilk okullarından biri olarak yaklaşık 30 yıl hizmet veren İstiklal İlkokulu’na çevrilmiştir. Okul, 1964 yılında Şehreküstü Mahallesi’nde yeni yapılan binasına taşınmıştır. Gaziantep’te belli bir yaşın üzerindeki pek çok kişi İstiklal İlkokulu’ndan mezundur. Bu tarihten sonra Sağlık Ocağı, mücellithane, cami lojmanı ve Şahinbey İlçe Müftülüğü gibi çeşitli işlevlerden sonra Gaziantep Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nce müze olarak fonksiyon verilmek üzere 2006 yılında restore edilmiş 07.05.2007 tarihinde Gaziantep Mevlevihanesi Vakıf Müzesi olarak açılmıştır.
Müzeyi oluşturan binalar, Gaziantep geleneksel konut mimarisinde “avlunun iki yanına yerleşmiş” plan tipindedir. Üç katlı ana bina, daha seyrek olarak karşımıza çıkan bir özelliğe sahip olarak içeriden merdivenlidir. Basık kemerli sıra pencereler ve üstlerindeki kuş pencereleri cepheye hakimdir. Kuzeydeki iki katlı bina ise revaklıdır.
Müze ziyaretçileri gezintilerine Sinevizyon Salonu’nda müzenin tanıtıcı filmini izleyerek başlamaktadırlar. İki katlı binanın üst katında Halı ve Kilim Salonları yer almaktadır. Gaziantep Mevlevihanesi Vakıf Müzesi; renkler, desenler ve motiflerle sembolize olan Anadolu kültür zenginliğini Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne ait halı ve kilim koleksiyonunun mütevazı bir seçkisi aracılığıyla sunmaktadır. Motifler ve anlamlarıyla ilgili bilgilerin yer aldığı panolar, motif dağarcığını bilgiyle buluşturmaktadır.